içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

MİMAR SİNAN HEYKELİ - ANKARA ÜNİVERSİTESİ DİL ve TARİH COĞRAFYA FAKÜLTESİ BAHÇESİ

Bu değerli heykel Atatürk'ün vasiyeti üzerine yapılmıştır. Yüksekliği 4.30 metredir. Heykel, Mimar Sinan'ın o döneme ait giysileri ile hazırlanmıştır. Emlak Kredi Bankası tarafından 1956 yılında Hüseyin Anka Özkan’a yaptırılmıştır.

MİMAR SİNAN HEYKELİ - ANKARA ÜNİVERSİTESİ DİL ve TARİH COĞRAFYA FAKÜLTESİ BAHÇESİ

ANKARA'NIN ANIT ve HEYKELLELRİ

MİMAR SİNAN HEYKELİ

(1956)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ DİL ve TARİH-  COĞRAFYA FAKÜLTESİ BAHÇESİ

Mimar sinan heykeli Sıhhiye'de, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi bahçesinde bulunmaktadır.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi (A.Ü.D.T.C.F.) , Atatürk'ün adını koyduğu ve özel bir görev yüklediği bir bilim merkezidir.

Bu değerli heykel Atatürk'ün vasiyeti üzerine yapılmıştır. Sıhhiye'de Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin bahçesinde bulunmaktadır. Yüksekliği 4.30 metredir. Heykel, Mimar Sinan'ın o döneme ait giysileri ile hazırlanmıştır. Emlak Kredi Bankası tarafından 1956 yılında Hüseyin Anka Özkan’a yaptırılmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, Fakültenin kurulmasını önerirken çağdaş Türkiye'nin yapacağı atılımla hem ulusal bilincin gelişmesi, hem de özgür düşünceli bireylerin yetişebilmesi için, Türk dilinin, Türk tarihinin ve Türk kültürünün derinliğine araştırılmasının en başta gelen koşul olduğuna inanıyordu. Türkiye'de sosyal bilimler alanında seçkin bir yeri bulunan Fakültenin kuruluş yasası TBMM'ce 14 Haziran 1935'te kabul edilmiş ve karar 22 Haziran 1935 tarih ve 2035 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

1935-1940 yılları arasında Evkaf Apartmanında faaliyetini sürdüren Fakültenin bugünkü binasının planı Alman mimarı Bruno Taut tarafından çizilmiştir.

1936 yılında 195 öğrenci ile öğretime başlayan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 13 Haziran 1946'ya kadar Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet göstermiş, bu tarihten itibaren 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile Ankara Üniversitesi'nin bünyesinde yer almıştır.

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk ve Türkiye tarihinin incelenmesine kaynaklık edecek olan Sümerce ve Hititce'den Latince ve Yunanca'ya, antik doğu ve batı dilleri yanında modern diller ile coğrafya, felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi çeşitli sosyal bilimlerin farklı alanlarında eğitim veren bir bilim kurumudur. Türkiye'de Tiyatro eğitiminin konservatuvarlar dışında, bilimsel düzeyde verildiği ilk bölüm olan DTCF Tiyatro Bölümünü de bünyesinde bulunduran fakültede hem temel kaynaklara inen, hem de çağdaş dünyaya ayak uydurmayı hedefleyen 18 bölüm ve 71 anabilim dalı mevcuttur. Bunlardan 17 bölüm ve 65 anabilim dalında eğitim öğretim yapılmaktadır.

MİMAR SİNAN HEYKELİNİ YAPAN HEYKELTRAŞ HÜSEYİN ANKA ÖZKAN HAKKINDA

1909 yılında Edirne’nin Lalapaşa Kasabasına bağlı Domurcalı Köyü’nde dünyaya gelmiş, 2001 yılında vefat etmştir. 

İlk sanat eğitimini ve zevkini Edirne Öğretmen Okulu, resim öğretmeni olan Ratip Aşir’den almıştır. Okulu ziyarete gelen dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’nin dikkatini çekmiş ve onun emriyle İstanbul’daki azınlık okullarından birinde kültür dersleri öğretmenliği yapması uygun görülmüştür (Gezer,1984: 150).

Bu sayede Güzel Sanatlar Akademisi’nde okuma fırsatı kazanmış ve 1931 yılında Akademi’nin Fındıklı’daki binasında heykel öğrenimine başlamıştır.

Akademi’deki ilk hocası İhsan Özsoy ve onun asistanı Mahir Tomruk’tur. İhsan Özsoy’la olan eğitim süreci çok kısa bir süre devam etmiş, Mahir Tomruk yönetiminde eğitimini sürdürmüştür. Eğitim açısından tam anlamıyla donanımını tamamlayamadığı fikrinin rahatsızlığını yaşadığı bir dönemde, Almanya’dan heykel bölümüne gelen Prof. Rudolf Belling’le Hüseyin Anka’nın heykel eğitiminde yeni bir dönem başlamıştır. Heykel sanatının içine tam anlamıyla girişini ve bilinçlenmesindeki temel yaklaşımı Belling’e bağlamaktadır. (Tanaltay, 1999: 24).

Tekniği güçlü, malzemeye son derece hâkim bir sanatçı olan Hüseyin Anka, Antik ve Klasik Yunan heykellerinden etkilenen stiliyle figüre bağlı bir tavırla çalışmalar gerçekleştirmiştir (Gezer, 1984: 150).

Başlıca eserleri şunlardır: Mimar Sinan Heykeli (Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi önü). Anıtkabirde Hürriyet Kulesi önündeki erkek ve kadın gruplar ve aslanlar, Çanakkale’de  Topçu Seyit Onbaşı Heykeli, Aydın, Antakya, Manisa, Trabzon, Van, Gönen, Diyarbakır, Atatürk anıtları.

MİMAR SİNAN HAKKINDA KISA BİLGİ

15 Nisan 1490-17 Temmuz 1588 Tarihleri arasında yaşamıştır.

Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu, Türk tarihinin en büyük mimarlarından biridir. O dönemin padişahı Yavuz Sultan Selimin bir tür asker toplama yöntemi olan devşirmeyi Anadoluda yaptırması sonucu 1512 tarihinde Kayseriden İstanbula getirildi. Mimar Sinan, İstanbulda Yeniçeri Acemioğlanlar Ocağına katıldı.

I. Süleyman (Kanuni) döneminde 1521'de Belgrad, 1522'de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526'da katıldığı Mohaç seferinden sonra Zemberekçibaşı (baş teknisyen) oldu. 1529'da Viyana, 1529-1532 arasında Alman, 1532-1535 arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bu son sefer sırasında Van Gölü'nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlaması üzerine kendisine haseki unvanı verildi. 1536'da Pulya (Puglia) seferlerine katıldı. 1538'de yer aldığı Karabuğdan (Moldovya) seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali'nin ölümü üzerine onun yerine sermimaran-ı hassa (saray baş mimarı) oldu. Günümüzdeki bayındırlık bakanlığına eş düşen bu görevi ölümüne değin sürdürdü.

Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü olduğu çağda yaşamıştır. I. Süleyman (Kanuni), II. Selim ve III. Murad olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık etmiş, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp uygulanmasında birinci derecede rol oynamıştır. Etkisi ölümünden sonra da sürmüş, her dönemde saygınlığını korumuştur. Atatürk ona ilişkin bilimsel araştırmaların başlatılmasını, onun bir heykelinin yapılmasını istemiştir. 1982'de İstanbul'daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi çekirdek olmak üzere oluşturulan yeni üniversiteye onun adı verilmiştir. Sinan'ın yetişmesine ilişkin doyurucu bilgi yoksa da, dülgerliği Acemi Oğlanlar Ocağı'nda öğrendiği sanılmaktadır. Acemi Oğlanlar, başka işlerin yanı sıra yapı işlerinde de görevlendirilirlerdi.

Mimar Sinan 92 camii, 52 mescit, 57 medrese, 7 darül-kurra (Ortaçağ İslam ülkelerinde, Kuran okuma yöntemlerini öğreten medrese bölümüdür.), 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 375 eser vermiştir.

Bilinen en büyük eseri Edirne'deki SELİMİYE CAMİİ'dir.

Biyografiler ve tanıtımlar internetten alınmıştır.

25-05-2018

YAYINA HAZIRLAYAN: Nur Ersen

FOTOĞRAFLAR: Nur Ersen

Tarih: 20-03-2026